Daha da uzun bir aradan sonra…
Merhaba değerli okurum, son yazımda sizlere bir hafta sonra tekrar beraber olacağımızı söylemiştim fakat planlar değişti ve öyle olamadı, bloga yazı yazma işi bir hafta ertelendi. Dolayısıyla şu an, son yazımdan 15 gün sonra burada sizlerleyim.
Açıkçası son günlerde biraz hüzünlüyüm, efkarlıyım. Hatta beni Twitter’da takip edenler veya Facebook’takı arkadaşlarım da bunun farkına varmışlardır. Bu da bir kızla ilgili. Daha fazla ayrıntı vermek istemiyorum ve 90 derece dönerek konuyu değiştiriyorum.
Son haftalarda müzik bilgimi ve elektro gitarı baya ilerlettim. Hatta grup işi falan da var :) Ama daha ciddi bir şey yok ortada. Olursa ilk sizi haberdar edeceğim :)
Bir 90 derece daha dönüyorum ve okul muhabbetine geliyorum. Hocalar, dersler, alıştık sayılır. Sınavlar da kapıya dayandı, yine çalışmak gelmiyor içimden. Zevk alarak çalışmayı bir öğrenebilsem :( ama fen öğrencisiyim, çalışmak şart, hatta fen öğrencisi bir dışı insandan duyduğum o lafı da söylemeden geçemeyeceğim: dünyayı sayısalcılar kurtaracak, kaymağını eşit ağırlıkçılar yiyecek. (Buradan eşit ağırlıkçı blogdaşlara da çok fena giydirdim ama sizi de seviyorum lan)
Okul olarak da önemli sıkıntılarımız var bu sene. Misal, geçen sene okulda elektronik tahtalar, projeksiyonlar vardi. Bu sene tahta kalemlerini bile biz para toplayıp alıyoruz. Daha özel bir sorun olarak, fen öğrencisi olduğumuz halde kimya gibi, biyoloji gibi temel derslerimiz ders programında çok verimsiz dağılmış durumda. Bir diğer sorun da geometriyi 1 saat görmemiz. Çok kıl bir durum :/
Farkettim de geçen yazımda okul muhabbetini çok uzatmışım. Bu yazımda daha fazla sıkmak istemiyorum, bu nedenle bir kez daha 90 derece dönüyorum ve geliyorum bilgisayarla olan ilişkime geliyorum.
Bilgisayarın yokluğunu hiç hissetmiyorum desem yeridir. Bloga ağız tadıyla bir yazı yazmaya yetemeyecek kadar az oturuyorum. Bu sırada telefondan tespit edip de okuyamadığım yerli-yabancı makalelerden okuyorum. Bilgisayar başında olmadığım zamanlar canım telefonum elim ayağım oluyor. Içimde birikenleri Facebook, Twitter ve Tumblr’a kusabilmemi sağlıyor.
Bir 90 derece daha dönmeden yazıyı sonlandırmanın vakti geldi yamulmuyorsam. Bu aralar blog yazmakla ilgili bir yazı yazmaya düşünüyorum. O yazıyı güzelce okumanızı tavsiye ediyorum şimdiden :)
Haydin siz internette bi’ dolaşın gelin. Ben bekliyorum buraları.
Uzun bir aradan sonra…
Merhaba değerli dinleyenler. Hala buraya giriyor musunuz bilmiyorum zira ben bile bilgisayar başına nadir geçmeye başladığım için arada sırada bir kişisel bloğun olduğunu unutuyorum. Hatta bu yazıyı da telefondan yazıyorum. Yani her an T9′un azizligine uğrayabilirim.
Efendim, en son yazımın üzerinden epey zaman geçmiş. Bu süre zarfında gerek yazma iştahımın olmayışı gerekse bilgisayar başına geçmeme izin verilmeyişi sonucunda blogdan uzak kaldım. Şu anda da ne yazacağım hakkında en ufak bir fikre sahip değilim. Okumakta olduğunuz yazı doğaçlamadır yani.
En iyisi neler oldu en son yazımın ardından, onu anlatayım.
Çok bir şey olmadı aslında. Lisede ikinci sınıfa başladım bu sene. Eh, yeni 9. sınıfların gelişi, yaz boyu uzak kaldığım insanlarla muhabbet derken okul bakımından çok eğlenceli, ders bakımından çok sıkıcı günler yaşıyorum. Bunların yani sıra sosyal aktiviteleri de ihmal etmiyorum bu sene. Yeri geliyor, işimizi kolamızı alıp kavga seyretmeye gidiyoruz, yeri geliyor sinemaya falan gidiyoruz, arada okulu asıp sabah kahvaltıya da gittiğimiz oluyor.
Hocalardan bahsedeyim biraz. Bu bölümde rahat rahat hepsine giydirmek ve dalga geçmek istiyorum ve bu nedenle isim veremeyeceğim. Saygılar hocam ^^
Bir dil anlatımcımız var, akıllara zarar. Ders tamamen tartişmayla geçiyor ve bizim gibi 9 yıl basma kalıp eğitim görmüş kimseler için çok sıkıntılı bir durum bu, derste sürekli bir tartışma havası var ve hocamız kendi fikirlerini çok güzel sunduğundan tartışma epey zorluyor bizi. Beynimizdeki en minik hücreyi dahi kullanıyoruz. Sürekli felsefi konuları tartışıyoruz, hayatın anlamından sevgi ile acıma arasındaki ilişkiye kadar en uç noktadaki şeylerden muhabbet ediyoruz. Olsun, ben yine de seviyorum bu dersi, ders dil anlatımsa bizim önce kendimizi ifade edebilmemiz gerekir değil mi? :)
Bu sene demokrasi ve insan hakları adında bir ders koymuşlar. Bunun hocası da akıllara zarar. Ders başlangıcında ayağa kalkıyoruz ve ders işlendiği süre boyunca ayakta oluyor, kısaca dersi ayakta işliyoruz. Gayet sıkıcı ve yorucu bir durum. Nedenini sorduk, çok ilginç bir yanıt aldık: çünkü ben de ayaktayım. Son bir derstir bunun bir eşitlik mi, hak mi, özgürlük mü olduğunu tartışıyoruz. Düz mantık gidersek bence gayet saçma. Ama derste sorulan sorunun cevabını telefondan felan araştırabiliyoruz, orası güzel. Bu hoca 11. sınıfların felsefe dersine gidiyormuş. Kim bilir o dersi nasıl işliyorlardır…
Gelelim kimyacıya… Bak bu gayet şugar hoca. Dersinin tadına doyum olmuyor, çok verimli geçiyor, kimya konusu olmayan konuları da iyi anlatıyor, mesela bu sene ışık konusunu her ne hikmetse kimyaya koymuşlar. Anladım o konuyu. Yalnız bu hoca hayattan şeylerin de muhabbetini yapabiliyor, çocuk sahibi ama ruhu genç kalmış. Kendisinin de bize ilk ders söylediği gibi biraz patavatsız olabiliyor ama onun dışında anlatımının yani sıra muhabbeti de hoş olan nadir hocalardan.
Bu sene müzik dersinde çok sofistike ve konservatuarsı konular işliyoruz. Mesela batı müziği ile Türk müziğini karşılaştırdık, ikinci dönem de Jazz tarihi işleyecekmişiz. Hadi hayırlısı.
Aslında baya yazacak şey varmış ama telefonda yazmak çok zor, o yüzden burada kesiyorum ama devamı bir hafta içinde gelecek, umarım. Esen kalın…
Yaz biterken
Güzel bir yazın daha sonuna geldik. Önümüzdeki pazartesi yani 19 Eylül’de benim okul da açılıyor. Okullar açılmadan sanırım bilgisayardan her zmanki gibi uzaklaştırılmaya başlayacağım. Bu aşamadan önce son birkaç yazı yazmak istedim. Bu yazımda da yazımın (mevsim olan) değerlendirmesini yazıyorum. Okumaya devam et
İkinci bakışta HTC Desire Z
Merhabalar, şuradaki yazımda size yeni aldığım HTC Desire Z’den bahsetmiştim. İkinci ve daha ayrıntılı bir inceleme yazısı yazacağımı da söylemiştim. İşte o yazı bu yazı. Telefonla 4. günümde bu kez daha detaylı olarak farklı açılardan ve farklı özellikleriyle telefonu ele alıyorum, neredeyse her özelliği denedim ve test ettim. Okumaya devam et
androidmedya.com’da sizlerleyim
Berkay arkadaşımdan birkaç gündür konuştuğumuz Androidmedya.com‘daki yazarlık teklifini kabul etmiş bulunmaktayım. Artık Android hakkındaki yazılarımı ve genel olarak Android haberlerini oradan takip edebilirsiniz. Berkay ile birlikte Android hakkında güzel güzel yazıyoruz ve güzel bir gelişme kaydettik. Okumaya devam et
WordPress profillerine özel alan ekleme
Merhaba, bu yazımda çok ilginç bir şey analatacağım ve özellikle yazıların ön planda olduğu bloglardansa çok yazarlı ve yazarların da ön planda olduğu blogların daha çok işine yarayacağını düşünüyorum. Bu anlatımda yapacağımız şey tam olarak şu: WordPress panelinde profil düzenleme sayfasına bir alan ekleteceğiz ve bu alanı istersek temamızda görüntületeceğiz. Hazırsanız başlayalım! Okumaya devam et
HTC Desire Z!
Merhaba! Bugün Vatan Bilgisayar’a gittik ve ilk Android cihazımı, HTC Desire Z’yi satın aldık. Ben de eve gelince hemenpaketini açtım ve kurmaya başladım. Doğrusu ben bu kadarını beklemiyordum, bu telefon beni gerçekten etkilemeyi başardı ve tereddütlerimin boşa olduğunu gösterdi. Okumaya devam et









